Yaratıcılık Üzerine
Yaşadığımız zamanda artan insan nüfusuna rağmen yaratıcı ve kaliteli eserlerin nadiren çıkması hiç de şaşırtıcı değil. Yeni üretilen eserleri büyük bir açgözlülükle tüketip hemen tüketecek başka şeyler arıyoruz. Dinleyip de çok beğendiğimiz bir şakıyı 2-3 gün içinde tekrar dinlemez hale gelebiliyoruz. Zamanında okuduğumuz bir kitabı veya izlediğimiz bir filmi başkasına önerirken eserin konusu sorulduğunda öyküsünü hatırlamadığımızı hayretle farkedebiliyoruz. Bu da bilgiyi ve yaratımı değersizleştirip bayağılaştırıyor. Bunun suçlusuysa kuşkusuz biziz. İçinde yaşadığımız tüketim çılgınlığı içindeki dünyaya o kadar kaptırmışız ki kendimizi, görmeden sadece bakarak geçiyoruz her şeyi, herkesi. Anlamsız bir kibirle ve ön yargıyla bakabiliyoruz dünyaya. Aile ve arkadaş çevresinden gördüklerimizin dışında bir iki kelam duyduğumuzda hiddetle bu görüşlere karşı çıkabiliyoruz. Bir de çok saygın bir sanatçının eserinde yakın çevremizden gördüklerimizin dışında bir şey varsa onu lanetleyip taşa ...